DÜNYADA; SOLUNUM
DENGE YASASI
Hazırlayan: Yusuf YAMAN
Sevgili
dünyalı kardeşlerimiz, gönül yolculuğuna çıkabilmek için, dünya ile işbirliği
yapmak gerekir. Dünyada, Yaratanın
insanlar için yarattığı her şeyi korumak biz insanların görevidir. Çünkü, dünya
üzerinde yaratılan her şey insanlara emanet edilmiştir. Her nimet insanların
yaşamı için olup, insanların çabaları oranında paylaşımını gerekli kılar.
Dünya
insanı ego yu yok etmedikçe, korkulardan kurtulmadıkça, şüpheleri içinden söküp
atmadıkça, doğrulukta ve dürüstlükte, birleşmedikçe, huzura eremeyecektir.
Gönül yolculuğuna çıkamayacaktır.
Dünyada
Yaratanın insanları üstün bir misafir gibi ağırlamasını, insanlar artık fark
etmelidirler. Dünya insanı, talan ettiği
tabiatı yeniden dünyaya iade etmelidir.
Dünyayı
yeşillendirerek ilk zamanlardaki Cennet durumuna döndürmelidir. Tabiat ile
insanlar arasında işlemekte olan Solunun
Denge Yasası: Yaratanın yaratma prensibine göre: Ağaçlar ve yeşillikler, Oksijen üretir, karbon dioksit emerler.
İnsanlar ve hayvanlar; karbondioksit üretirler ve OKSİJEN solurlar. İnsanlar, ağaçları yok ettiklerinde bu yasa
işlemez hale gelir, ve insanlar bu yasanın işlemesini sekteye uğrattıkları için,
yani, ağaçlar insanların ihtiyacı olan OKSİJEN'İ üretmekte yetersiz kaldıklarından,
yasa insanlar tarafından çiğnenmiş oluyor.
Günümüzde, şehirlerdeki ağaçlar kesilerek
yerine dikilen beton bloklar, o çevrede, o ortamda yaşayan insanların, ihtiyacı
olan oksijeni almaları imkanını yok ediliyor. Oksijen eksikliğinden dolayı, çeşitli
Hastalıklar baş göstermeye ve çoğalmaya başlamıştır.
Bu nedenle
dünyanın ilk devirlerde olduğu gibi insanlar için oksijen üretmeye devam etmesi
için ağaçlandırmaya hız verilmeli ve yeşil alanların çoğaltılması ve koruma altına
alınmasına önem verilmelidir.
Dünyada sevgi ve saygının yayılması için, insanların
sağlıklı olması ve insanların talan ettikleri ağaçları dünyaya geri vermeleri
gerekir.
Bunun için
dünyada ağaçlandırma yapmak ve ağaçları sulamak ve büyütmek için bilinçli bir
çaba içine girilmelidir. İnsanların Tabiatla iletişime geçebilmesi için bu ilk
şarttır.
Dünyaya
sevgi ile bakmak sevgi ile dünyayı biz insanlar için yaratan Yüce Yaratıcıya
şükretmek insanlar için bir borçtur.
İnsanlar
sağlıklı olmak, inanıp; iyi, güzel, faydalı ve kalıcı işler yapmak, gönül dostu
olmak için, dünya ile uyumlu bir yaşam sürmek zorundadır. İnsanların bunun aksini yapması halinde kendi kendini
yok etmesi demektir.
Dünya
insanı üzerinde yaşadığı dünyanın güzelliklerini ve tabiatı yok etme dürtüsünü
yok etmedikçe; bugün içinde yaşadığı dramatik durumdan daha da kötü duruma
gelecektir.
İnsanların
bu günkü dramatik duruma gelmeleri, yeşil alanların yok edilmesi ve dünya
üzerindeki, havayı, suyu kirletmesi ile başlamıştır.
Dünya
insanının ilahi alemle iletişiminin kesilmesi, insanın egosuna yenik düşerek,
kendisine emanet edilen dünya üzerindeki nimetlere hıyanet etmesi ile
başlamıştır.
Yani ilahi alem elçileri,
insanların bu hıyanetleri nedeniyle insanlardan uzaklaşmıştır.
Egonun
egemen olduğu dünyada, dünya varlıklarının dünya nimetlerini adil paylaşımı
konusu zorla yok edilmiştir. Bunun sonucu olarak dünya insanlığının üzerine bir
kabus gibi çökmüştür.
Dünyadaki
Solunum Yasasının işlemez hale getirilmesi sonucu olarak, insanlarda çeşitli
hastalıklar artmaya başlamış, insan bedeni genetik değişikliğe uğramıştır.
Sağlıklı insan yerine; hem bedenen hem de ruhen çöküntüye uğramış bir nesil
yetişmeye başlamıştır.
Dünya
insanın genlerindeki bu değişiklik, insanların gönül yoluyla yaratanla olan
iletişiminin kesilmesine neden olmuştur.
Dünya
insanının tabiata karşı düşman gibi davranıp, dünyayı yağmalaması, kendine
emanet edilen dünya nimetlerini yerinde
kullanılmaması nedeniyle; Yaratan ve Yaşatanla olan ilahi iletişimi
kesilmiştir.
İlahi
alemle tekrar iletişime geçebilmek için dünya insanı uyanmak, çevreye sevgi
yaymak, talan ettiği dünya varlıklarını geri vermek zorundadır. Yani tabiatla
işbirliği içinde olmak, dünyayı kirletmemek ve doğayla uyumlu yaşamı seçmek
zorundadır. Dünyayı kirleten fosil yakıtlar yerine HİDROJEN ENERJİ Sistemlerini
geliştirip kullanmalıdır.
Tabiata
karşı sevgi beslemek, saygılı olmak, toprağı kucaklamak için ille de mezara
girmeyi beklemek olmaz. Diri iken tabiattan aldığımızı geri vermek zorundayız.
Aksi halde kimse rahat yüzü göremez, kimse cennet yüzü göremez.
İnsanoğlu
kısa bir süre için dünyada bedenlenen geçici bir misafir olduğunu kavramalıdır.
İnsanoğlu misafir edildiği dünyada mülk
sahibine iyi davranmak, kendisine ait olmayan dünya nimetlerini yerinde ve
verimli kullanmakla görevlidir. Aç gözlülüğü bırakıp, dünya hayatının bir
deneyimden ibaret olduğunun farkına varmalıdır. İnsanoğlu kendi kendine sormalıdır?
"Öbür dünyaya; Bu Dünyayı Talan Eden Bir Hırsız Olarak mı
Gitmek İstersin? Yoksa,
bir Bilge olarak mı gitmek istersiniz? Bir düşünelim ve
kararımızı verelim.
Allah,
Kelamında insanları Bilge olarak yarattığını söylüyor. Bilgeliğe layık olmak
için insanların çaba sarf etmesi ve doğal yasalara uygun hareket etmesi bir
gerekliliktir. Bilge insan Yaratan ve Yaşatanın doğal yasalarına karşı gelmez.
Çünkü insanlar da doğanın bir parçasıdır. Yaratanın yarattığı ayetlerdendir.
Şehir
planlamasında yönetmelikte kişi başı 10 m² yeşil alan bırakılması gerektiği
yazılıdır. Ancak Projelere ve uygulamalara baktığımızda bu hususun gözetilmediğini
görüyoruz. Neden insanların ihtiyacına uygun şehir planlamaları yapılmıyor.
Para kazanmak uğruna insanların yaşamı tehlikeye atılıyor?
Kentsel
dönüşüm ve yap sat usulü ile yapılan inşaatlardan para kazanmak uğruna
şehirlerde betonlaşma artmakta, doğal denge yasasına göre insanların oksijen solumaları
engellenmektedir. Yeşil alanların yok edilmesi ile oluşan kirlenme sonucu
olarak, Yetişkinler lüks dairelerde çürümekte, çocuklar oynayacak yeşil alan
bulamadığından bunalımlara girmektedir.
İyi bilinmeli ki doğal denge
yasaları gözetilmeden yapılan her iş, her plan, en kısa zamanda insanların
aleyhine sonuçlanmaya mahkûmdur.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder