8 Ekim 2013 Salı

Dünyada Solunum Yasası

            DÜNYADA;  SOLUNUM DENGE YASASI
            Hazırlayan: Yusuf YAMAN
            Sevgili dünyalı kardeşlerimiz, gönül yolculuğuna çıkabilmek için, dünya ile işbirliği yapmak  gerekir. Dünyada, Yaratanın insanlar için yarattığı her şeyi korumak biz insanların görevidir. Çünkü, dünya üzerinde yaratılan her şey insanlara emanet edilmiştir. Her nimet insanların yaşamı için olup, insanların çabaları oranında paylaşımını gerekli kılar.
            Dünya insanı ego yu yok etmedikçe, korkulardan kurtulmadıkça, şüpheleri içinden söküp atmadıkça, doğrulukta ve dürüstlükte, birleşmedikçe, huzura eremeyecektir. Gönül yolculuğuna çıkamayacaktır.
            Dünyada Yaratanın insanları üstün bir misafir gibi ağırlamasını, insanlar artık fark etmelidirler.  Dünya insanı, talan ettiği tabiatı yeniden dünyaya iade etmelidir.
            Dünyayı yeşillendirerek ilk zamanlardaki Cennet durumuna döndürmelidir. Tabiat ile insanlar arasında işlemekte olan Solunun Denge Yasası: Yaratanın yaratma prensibine göre: Ağaçlar ve yeşillikler, Oksijen üretir, karbon dioksit emerler. İnsanlar ve hayvanlar; karbondioksit üretirler ve OKSİJEN solurlar.  İnsanlar, ağaçları yok ettiklerinde bu yasa işlemez hale gelir, ve insanlar bu yasanın işlemesini sekteye uğrattıkları için, yani, ağaçlar insanların ihtiyacı olan OKSİJEN'İ üretmekte yetersiz kaldıklarından, yasa insanlar tarafından çiğnenmiş oluyor.
             Günümüzde, şehirlerdeki ağaçlar kesilerek yerine dikilen beton bloklar, o çevrede, o ortamda yaşayan insanların, ihtiyacı olan oksijeni almaları imkanını yok ediliyor.  Oksijen eksikliğinden dolayı, çeşitli Hastalıklar baş göstermeye ve çoğalmaya başlamıştır.
            Bu nedenle dünyanın ilk devirlerde olduğu gibi insanlar için oksijen üretmeye devam etmesi için ağaçlandırmaya hız verilmeli ve yeşil alanların çoğaltılması ve koruma  altına  alınmasına önem verilmelidir.
            Dünyada  sevgi ve saygının yayılması için, insanların sağlıklı olması ve insanların talan ettikleri ağaçları dünyaya geri vermeleri gerekir.
            Bunun için dünyada ağaçlandırma yapmak ve ağaçları sulamak ve büyütmek için bilinçli bir çaba içine girilmelidir. İnsanların Tabiatla iletişime geçebilmesi için bu ilk şarttır.
            Dünyaya sevgi ile bakmak sevgi ile dünyayı biz insanlar için yaratan Yüce Yaratıcıya şükretmek insanlar için bir borçtur.
            İnsanlar sağlıklı olmak, inanıp; iyi, güzel, faydalı ve kalıcı işler yapmak, gönül dostu olmak için, dünya ile uyumlu bir yaşam sürmek zorundadır. İnsanların  bunun aksini yapması halinde kendi kendini yok etmesi demektir.
            Dünya insanı üzerinde yaşadığı dünyanın güzelliklerini ve tabiatı yok etme dürtüsünü yok etmedikçe; bugün içinde yaşadığı dramatik durumdan daha da kötü duruma gelecektir.
            İnsanların bu günkü dramatik duruma gelmeleri, yeşil alanların yok edilmesi ve dünya üzerindeki, havayı, suyu kirletmesi ile başlamıştır.
            Dünya insanının ilahi alemle iletişiminin kesilmesi, insanın egosuna yenik düşerek, kendisine emanet edilen dünya üzerindeki nimetlere hıyanet etmesi ile başlamıştır.



Yani ilahi alem elçileri, insanların bu hıyanetleri nedeniyle insanlardan uzaklaşmıştır.
            Egonun egemen olduğu dünyada, dünya varlıklarının dünya nimetlerini adil paylaşımı konusu zorla yok edilmiştir. Bunun sonucu olarak dünya insanlığının üzerine bir kabus gibi çökmüştür.
            Dünyadaki Solunum Yasasının işlemez hale getirilmesi sonucu olarak, insanlarda çeşitli hastalıklar artmaya başlamış, insan bedeni genetik değişikliğe uğramıştır. Sağlıklı insan yerine; hem bedenen hem de ruhen çöküntüye uğramış bir nesil yetişmeye başlamıştır.
            Dünya insanın genlerindeki bu değişiklik, insanların gönül yoluyla yaratanla olan iletişiminin  kesilmesine neden olmuştur.
            Dünya insanının tabiata karşı düşman gibi davranıp, dünyayı yağmalaması, kendine emanet edilen dünya  nimetlerini yerinde kullanılmaması nedeniyle; Yaratan ve Yaşatanla olan ilahi iletişimi kesilmiştir. 
            İlahi alemle tekrar iletişime geçebilmek için dünya insanı uyanmak, çevreye sevgi yaymak, talan ettiği dünya varlıklarını geri vermek zorundadır. Yani tabiatla işbirliği içinde olmak, dünyayı kirletmemek ve doğayla uyumlu yaşamı seçmek zorundadır. Dünyayı kirleten fosil yakıtlar yerine HİDROJEN ENERJİ Sistemlerini geliştirip kullanmalıdır.
            Tabiata karşı sevgi beslemek, saygılı olmak, toprağı kucaklamak için ille de mezara girmeyi beklemek olmaz. Diri iken tabiattan aldığımızı geri vermek zorundayız. Aksi halde kimse rahat yüzü göremez, kimse cennet yüzü göremez.
            İnsanoğlu kısa bir süre için dünyada bedenlenen geçici bir misafir olduğunu kavramalıdır. İnsanoğlu  misafir edildiği dünyada mülk sahibine iyi davranmak, kendisine ait olmayan dünya nimetlerini yerinde ve verimli kullanmakla görevlidir. Aç gözlülüğü bırakıp, dünya hayatının bir deneyimden ibaret olduğunun farkına varmalıdır.  İnsanoğlu kendi kendine sormalıdır?
"Öbür dünyaya; Bu Dünyayı Talan Eden Bir Hırsız Olarak mı Gitmek İstersin? Yoksa,  bir Bilge olarak mı gitmek istersiniz? Bir düşünelim ve kararımızı verelim.
            Allah, Kelamında insanları Bilge olarak yarattığını söylüyor. Bilgeliğe layık olmak için insanların çaba sarf etmesi ve doğal yasalara uygun hareket etmesi bir gerekliliktir. Bilge insan Yaratan ve Yaşatanın doğal yasalarına karşı gelmez. Çünkü insanlar da doğanın bir parçasıdır. Yaratanın yarattığı ayetlerdendir.
            Şehir planlamasında yönetmelikte kişi başı 10 m² yeşil alan bırakılması gerektiği yazılıdır. Ancak Projelere ve uygulamalara baktığımızda bu hususun gözetilmediğini görüyoruz. Neden insanların ihtiyacına uygun şehir planlamaları yapılmıyor. Para kazanmak uğruna insanların yaşamı tehlikeye atılıyor?
            Kentsel dönüşüm ve yap sat usulü ile yapılan inşaatlardan para kazanmak uğruna şehirlerde betonlaşma artmakta, doğal denge yasasına göre insanların oksijen solumaları engellenmektedir. Yeşil alanların yok edilmesi ile oluşan kirlenme sonucu olarak, Yetişkinler lüks dairelerde çürümekte, çocuklar oynayacak yeşil alan bulamadığından bunalımlara girmektedir.
İyi bilinmeli ki doğal denge yasaları gözetilmeden yapılan her iş, her plan, en kısa zamanda insanların aleyhine sonuçlanmaya mahkûmdur.






30 Eylül 2013 Pazartesi

Ağaçlar ve İnsanlar

AĞAÇLAR VE İNSANLAR
DEĞERLİ DOSTLAR !!!
HER ŞEHİRDE YAŞAMIN SAĞLIKLI OLARAK SÜRDÜRÜLEBİLMESİ İÇİN O ŞEHİREKİ İNSANLAR İÇİN OKSİJEN ÜRETECEK ŞEHİR ORMANINA VEYA AĞAÇLIKLI YAŞAM ALANLARINA İHTİYAÇ VARDIR. HER İNSAN İÇİN EN AZ 10 m² YEŞİL ALANA VE AĞAÇLIKLI SAHAYA İHTİYAÇ VARDIR. BU NEDENLE YAŞAMAK İÇİN AĞAÇLARI ÇOĞALTALIM VE KORUYALIM.
Bazı Belediyelerin bilinçsizce ağaç kesmelerine müsaade etmeyelim. Kişi başı 10 m² ağaçlıklı yeşil alan (park bahçe orman) oluşturması için belediyeleri uyaralım.
ORMANLARIMIZI KORUYALIM
Oksijeni ağaç verir,
Dikersen fidanı sevap gelir,
İnsana mutluluk gelir,.

Orman olmaz ise hayat da olmaz.
Ağacı kesen kişi yaşayamaz.
Erozyonu orman yapmaz.

Bir toprak kayması için şikâyetçiysen,
Bir fidan dikmesi biliyor isen,
Hemen bir fidan dik, sağlığına sağlık katsın.
Doğal afetleri koruyan ormandır.
Ormanlarımızı koruyalım.
Kopmasın fidanın biri,
Hiç gitmesin ağacın yeri,
Dünyamızın akciğeri,
Ormanlarımızı koruyalım.

Ormanın yeşili çamdır.
Orman vücuda bir hayattır.
Cahil ormanları yakandır.
Ormanlarımızı koruyalım.
Ormana sigara, cam kırığı, şişe, kibrit atmayalım.
Ormanlarımızı daha da yeşillendirelim.
Ormana zarar vereni cezalandıralım.
Ormanlarımızı koruyalım.

Ormana zarar veren kişi, dünya yaşamını yok edendir..
Ormanı yakan, yıkan kişi, kendine zarardır bu işi.
Bu işe bakmayalım, ormanlarımızı yakmayalım.Ormanlarımızı koruyalım.


Huriye AKYILDIZ

Merhaba ben sizlerle sinop orman kampında yaşadığım iş hayatımı paylaşmak istiyorum umarım sizlerde beğeni ile okursunuz, şimdiden sizlere sonsuz teşekkürlerimi sunarım.

Ben 2007 yılının yaz tatilinde orman kampında çalışmak için işe girdim. Sabah saat 7de kalkıyordum dolmuş ile kampa gidiyordum ilk girişte güzel bir tabela yazıyordu ’sinop gazi mesire yeri ’muhteşem bir yerdi denizi doğası harikaydı sanki yalancı bir cennetti. Ben orada muhasebe işlerine ve düzenlemelere bakıyordum işyerindeki ekip arkadaşlarım ve patronlarım düzeyli kişilikli kişilerdi. Yurt dışından ve Türkiye'nin her tarafından tatil için güzel insanlar geliyorlardı giriş ve çıkışlarını ben yapıyordum. Gelen misafirlerimize gazi mesire yerimizin tanıtımını yapıyordum. Çadır kuruyorlardı çadırları ise biz kiralıyorduk onlara kimileri ise bungololarda, pansiyonlarda ya da otellerde kalıyorlardı. Özellikle turistlerle diyalog kurmayı çok seviyordum pratikte olsa İngilizcem vardı onlarla konuşabiliyordum ihtiyaçları olduklarında yardımcı olurdum.
Orman kampımız tertemiz havasıyla, masmavi deniziyle, mis gibi kokan ağaçlarıyla ve ulaşımı kolay yollarıyla ayrılmak istemediğiniz huzur dolu bir mevkiimizdir. Ben denize giremiyordum gündüzleri işimin yoğunluğundan dolayı akşama kadar çevrenin temizliğini kontrol ediyor, misafirlerimizle ilgileniyor ve muhasebesini tutmaktan fırsat bulamıyordum .Denize giren misafirlerimize anons yapıyordum mantarlı yerden ileriye geçmeyin diye çünkü çok derin oluyordu boğulma tehlikesinden korunmaları açısından uyarıda bulunuyordum.Bu nedenle gece giriyordum denize bazen çadır kuruyorduk eşimle o zaman deniz ılık ve daha sakin oluyordu.

Ben ormanda daha sağlıklı huzurlu ve rahat bir nefes alıyordum kesinlikle eve bile gitmek istemiyordum akşam saat 11e kadar çalışıyordum hiç sıkılmıyordum halkımızla sıcak dostluklar kuruyorduk gelen misafirlerimiz büyük bir memnuniyetle teşekkür ederek ayrılıyorlardı.

İşte arkadaşlar sizlerle bu önemli bir orman haftasında güzel bir anımı paylaşmak istedim lütfen sakın reklam amaçlı algılamayın muhteşem havasına hala doyamadım inşallah Sinop’a gidince ziyaret ederim bütün halkıma da tavsiye ederim. orman böyle güzel olmalıdır ormanlarımızı koruyalım sevelim sayalım nasıl ailenize yada bir büyüğünüze saygı küçüklerinize sevgi duyuyorsanız bizde bu duyarlılığımızı ormanlarımıza karşı kullanalım

Ormanlarımızı korumak en büyük azizliktir’ (ağla yüreğimden sözlerdi:))

SONGÜL BOZKA ÖZGÜN

SİNOP (MEMLEKETİM)

BİLECİK (İKAMETİM)

TARİH:26.03.2010)
SAAT:11.44

Ormana nasıl haykırırsan öyle karşılık verir. (Fin atasözü)

* Ağaca beşikten mezara kadar muhtacız. (Türk atasözü)

* Ağaçsız memleket duvaksız geline benzer. (Türk atasözü)

* Ağaç kökünden yıkılır. (Türk atasözü)

* Bir kuşağın diktiği ağacın gölgesinde gelecek kuşaklar serinler. (Çin atasözü)

* Yaş kesen baş keser. (Türk atasözü)

* Ağaç diken, kendinden başkasın) da sevdiğin! gösterir. (Amerikan atasözü)

* Ormansız yurt vatan değildir.

* Ormanlar milli servettir.

* Ormanı korumak, erozyonu önlemek demektir.

* Toprağını kaybetmek istemiyorsan, ormanı yok etme.

* Orman yurdun hem süsü, hem gücüdür.

* Yaş kesen baş keser.

* Bakarsan bağ olur, bakmazsan dağ olur.

* Sana gölge veren ağacı kesme!

* Ormana nasıl haykırırsan, öyle karşılık verir.

* Yol rehbersiz; dağ ormansız olmaz.

* Orman, orman içinde büyür.

* Bir kuşağın diktiği ağacın gölgesinde, gelecek kuşaklar serinler.

* Orman, yağmur yularıdır.

* Ağaçsız memleket, duvaksız geline benzer.

* Ağaca beşikten mezara kadar muhtacız.

* Ağaç diken, kendinden başkasını sevdiğini de gösterir.

* Orman bekçi ile değil, sevgi ile korunur.

* Orman, tarımın sigortasıdır.

* Ağaçlı köyü sel basmaz..

* Ağaç dikmek değil, büyütmek sorundur.

* Ağacın yemişi, o ağacı yetiştirmenin sadakasıdır
.
* Uygarlığın temelinde ağaç, çiçek ve yeşillik bulunmaktadır.

Not alıntıdır




2 Temmuz 2013 Salı

Doğa ve Denge


DOĞA VE DENGE

Doğada her şey denge üzerine kurulmuştur ve aslına dönmek üzere programlanmıştır. Elektrik de öyle. Elektriği dengeli dağıtmazsanız, üç fazdan alır nötrden kaybedersiniz. Bilindiği gibi üç fazlı sistemlerde, fazlara dengeli yük dağıtımı yapılmazsa, nötrden akım geçer. Bu akım dengesizlik nispetinde büyük olur. Nötrden geçen akım kayıp akımdır. Güç kaybıdır. Enerji kaybıdır. Bu kayıp çoğalınca sizi çarpabilir. Yangınlara sebep olabilir.

Doğaya bakalım. Her mevsimin bir işlevi vardır. Bahar olur ağaçlar yeşerir, yapraklanır. Güzün yapraklar sararır ve dökülür. Toprakta ağaçların beslenmesi için gübre olur. Kendi kendini besler. Aslına döner. Kışın toprak karla kaplanır. Uykuya dalar yaza dinlenmiş olarak kalkmak için.

Yeşil yapraklar oksijen verir. Karbondioksit alırlar. İnsanlar da solunum yaparken oksijen alır karbon dioksit verirler. Yani insanlarla ağaçlar arasında doğal bir denge vardır. Bu denge insan yaşamını sağlıklı kılmak içindir.

Bu dengeyi bozarsanız, hastalıklar baş gösterir. Ölümler çoğalır. Bozduğunuz doğal denge sizi ölüme götürür. Aslınıza dönmek zorunda kalırsınız. Ancak aslınızın sizi kabulü zorlaşır. Çünkü siz doğadaki dengeyi bozmuş, insanların yaşamını tehlikeye sokmuşsunuz.

Belki de siz ateşe sürülmeyi hak etmişsinizdir.

Bahar gelince yeşillenen meyve ağaçları çiçek açar, rüzgâr eser çiçekten çiçeğe tohum taşıyarak döllen mesini sağlar. Baharın ağaçlar tomurcuklanır meyve vermeye başlar. Çiçekler meyve olur. Yazın olgunlaşırlar İnsanlar ve hayvanlar için nimet olur beslenmelerine yarar. Toplanamayan olgunlaşmış meyveler, ağacın dibine düşer gene gübre olur kendini besler. Aslına döner.

Çevre Bilinci


ÇEVRE BİLİNCİ…

İnsanı hayatta motive eden ve yapması gereken işleri onun için kolaylaştıran önemli unsurlardan biri de dindir. İnsanlığın önünde bir ışık olan Yüce dinimiz İslam, sadece inanç ve ibadet konularında bizlere bir takım görevler yükleyip, hayatın diğer alanlarını başıboş bıraktığı düşünülmemelidir. İslam insan hayatının her yönüyle ilgili emirler, tavsiyeler ve uyarılar yapmaktadır.


Allah c.c insanı en güzel bir şekilde yaratmış ve güzel olan şeyleri de ona emanet etmiştir. Çevrede bu güzel emanetlerden bir tanesidir. İnsan, yaşadığı ortamın kirliliği veya temizliği oranında değer kazanır. ‘Aslan yatağından belli olur.’ atasözü bunun veciz bir şekilde ifadesidir. İçinde hayat bulduğumuz çevrenin inşası ve korunması en az iç âlemimizin temizliği ve berraklığı kadar önemlidir. Dış âlemimiz iç dünyamızın yansımasıdır. Durum böyle olunca dış dünyamıza verdiğimiz ehemmiyet iç dünyamızın dolayısıyla iman mertebemizin tezahürüdür


Kâinat, Allah’ın varlığını ve kudretini gösteren ve Allah’ın belli bir gaye için yarattığı eserler bütünüdür. Allah hiçbir şey boşuna yaratmamıştır. Tabiatta her varlığın bir görevi ve görevine paralel değeri vardır. Kur’an-ı Kerim yeryüzü ve gökyüzündeki canlı cansız bütün varlıkların belli bir ölçü ve dengeye göre yaratıldığından beyan ederken (Kamer 54/49), insanın tabiattan faydalanma esnasında bu ölçü ve dengeyi bozmaması gerektiğine de dikkat çekmektedir (Rahman 55/7-12). Ölçülü ve dengeli biçimde tabiatı kullanmak, insanın mümkün olan en uzun sürede tabiattan faydalanması sonucunu doğuracaktır.


Başlangıcından itibaren kıyamete kadar insanlık tabiatta olanı kullanacak, ondan faydalanacak ve hayatı için gerekli olan şeyleri elbette ki ondan çıkaracaktır. Ancak tabiattaki maddelerden bir kısmı hemen kullanıma uygun olup, pek çok madde ise ham halde bulunur. Ham halde bulunanlar ise üretim mekanizmalarından geçirilerek kullanıma uygun duruma getirilir. Bu yüzden insan, ihtiyacı olan pek çok şeyi üretmek zorundadır. Ama üretme, aynı zamanda tabiatta olanı tüketmek demektir. Bu yüzden tüketirken olduğu kadar üretirken de dikkatli olmak gerekmektedir. Tabiatta olanı tüketirken dikkat etmemiz gereken çok önemli bir husus vardır ki o da ekolojik denge dediğimiz tabiatın düzenine zarar vermemektir. Fakat ne yazık ki insanoğlu çoğu zaman bundan gaflet içindedir. Yapıp ettiği icraatlarda doğal çevreye zararlar vermekte, akıl almaz tahribatlar yapmaktadır. Şu iyice bilinmelidir ki, çevreye zarar vermekle insanoğlu aslında bindiği dalı kesmektedir.


Doğanın sorumsuzca tahrip edilmesi, çevrenin umursamaz bir tavırla kirletilmesi, tabiattaki sınırlı şeylerin hor kullanılması, tam bir mirasyedi tutumudur. Kendi kazanmadığını çarçur eden mirasyedi nasıl ki bir süre sonra eli boş ve perişan bir durumda kalırsa, çevreyi düşüncesizce tahrip edip kirletenler de kendi yaptıklarının cezası olarak yaşanmaz bir dünyanın içinde kendilerini bulacaklardır. Kur’an-ı Kerim de insanlara isabet eden bir kısım musibetlerin kendi yaptıklarının bir sonucu hatta “İnsanların kendi elleriyle yapıp ettiklerinin bir sonucu olarak yeryüzünde bozulma başladı. Belki dönerler diye Allah (c.c.) yaptıklarının bazı kötü sonuçlarını onlara tattıracaktır” (Rum 30/41) ayetiyle yaptıklarının bir cezası olduğunu vurgulamaktadır.


İslam, Müslümanlara bütün varlıklara saygı duymayı, onların hayat hakkına ilişmemeyi öğretmektedir. Buradan hareketle Müslümanların çevreyi sorumsuzca tahrip etmeyeceğini/edemeyeceğini, tabiatı bilinçsizce kullanmayacağını/kullanamayacağını söyleyebiliriz. Bu husus, çevre bilincinin oluşması açısından önemli bir noktadır. Bu bilinci alan bir kimsenin çevreyle ilişkisi de ona göre ölçülü olacaktır. En azından çevresindeki varlıkları kendisinin dost ve yardımcıları görecektir. Onlardan faydalanırken dengeyi bozmamaya dikkat edecektir.


Mahmut AYİK


mahmutayik02@hotmail.com

11 Haziran 2013 Salı

ORMANLARI KORUYALIM AĞAÇLARI ÇOĞALTALIM


ORMANLARI KORUYALIM AĞAÇLARI ÇOĞALTALIM
* Ormana nasıl haykırırsan öyle karşılık verir. (Fin atasözü)
* Ağaca beşikten mezara kadar muhtacız. (Türk atasözü)
* Ağaçsız memleket duvaksız geline benzer. (Türk atasözü)
* Ağaç kökünden yıkılır. (Türk atasözü)
* Bir kuşağın diktiği ağacın gölgesinde gelecek kuşaklar serinler. (Çin atasözü)
* Yaş kesen baş keser. (Türk atasözü)
* Ağaç diken, kendinden başkasın) da sevdiğin! gösterir. (Amerikan atasözü)
* Ormansız yurt vatan değildir.
* Ormanlar milli servettir.
* Ormanı korumak, erozyonu önlemek demektir.
* Toprağını kaybetmek istemiyorsan, ormanı yok etme.
* Orman yurdun hem süsü, hem gücüdür.
* Yaş kesen baş keser.
* Bakarsan bağ olur, bakmazsan dağ olur.
* Sana gölge veren ağacı kesme!
* Ormana nasıl haykırırsan, öyle karşılık verir.
* Yol rehbersiz; dağ ormansız olmaz.
* Orman, orman içinde büyür.
* Bir kuşağın diktiği ağacın gölgesinde, gelecek kuşaklar serinler.
* Orman, yağmur yularıdır.
* Ağaçsız memleket, duvaksız geline benzer.
* Ağaca beşikten mezara kadar muhtacız.
* Ağaç diken, kendinden başkasını sevdiğini de gösterir.
* Orman bekçi ile değil, sevgi ile korunur.
* Orman, tarımın sigortasıdır.
* Ağaçlı köyü sel basmaz..
* Ağaç dikmek değil, büyütmek sorundur.
* Ağacın yemişi, o ağacı yetiştirmenin sadakasıdır.
* Uygarlığın temelinde ağaç, çiçek ve yeşillik bulunmaktadır.


Not alıntıdır

AĞAÇLAR VE İNSANLAR ARASINDAKİ DOĞAL DENGE YASASI


AĞAÇLAR VE İNSANLAR ARASINDAKİ DOĞAL DENGE YASASI
 (DOĞAL SOLUNUM YASASI)


            Sevgili dünyalı kardeşlerimiz, gönül yolculuğuna çıkabilmek için, dünya ile işbirliği yapmak gerekir. Dünyada Yaratanın insanlar için yarattığı her şeyi korumak lazım. Çünkü dünya üzerinde yaratılan her şey insanlara emanet edilmiştir. Her nimet insanların yaşamı için olup, insanların çabaları oranında paylaşımını gerekli kılar.

            Dünya insanı ego yu yok etmedikçe, korkulardan kurtulmadıkça, şüpheleri içinden söküp atmadıkça, doğrulukta ve dürüstlükte, birleşmedikçe, huzura eremeyecektir. Gönül yolculuğuna çıkamayacaktır.

            Dünyada Yaratanın insanları üstün bir misafir gibi ağırlamasını, insanlar artık fark etmelidirler.  Dünya insanı, talan ettiği tabiatı yeniden dünyaya iade etmelidir.

            Dünyayı yeşillendirerek ilk zamanlardaki Cennet durumuna döndürmelidir. Tabiat ile insanlar arasında işlemekte olan


SOLUNUN YASASI: Yaratanın yaratma prensibine göre: Ağaçlar ve yeşillikler, Oksijen üretir, karbon dioksit emerler. İnsanlar ve hayvanlar; karbondioksit üretirler ve OKSİJEN solurlar. 

 

            İnsanlar ağaçları yok ettiklerinde bu yasa işlemez hale gelir, ve insanlar bu yasanın işlemesini sekteye uğrattıkları için, yani, ağaçlar insanların ihtiyacı olan OKSİJEN'İ üretmekte yetersiz kaldıklarından, yasa insanlar tarafından çiğnenmiş oluyor. 

            Günümüzde, şehirlerdeki ağaçlar kesilerek yerine dikilen beton bloklar, o çevrede, o ortamda yaşayan insanların, ihtiyacı olan oksijeni almaları imkanını yok edildiği  için, Hastalıklar baş göstermeye ve çoğalmaya başlamıştır.

            Bu nedenle dünyanın ilk devirlerde olduğu gibi insanlar için oksijen üretmeye devam etmesi için ağaçlandırmaya hız verilmeli ve yeşil alanların çoğaltılması ve korumaya alınmasına önem verilmelidir.

            Dünyada sevgi ve saygının yayılması için, insanların sağlıklı olması için insanların talan ettikleri ağaçları dünyaya geri vermeleri gerekir.

            Bunun için dünyada ağaçlandırma ve ağaçları sulamak ve büyütmek için bilinçli bir çaba içine girmelidir. İnsanların Tabiatla iletişime geçebilmesi için bu ilk şarttır.

            Dünyaya sevgi ile bakmak sevgi ile dünyayı biz insanlar için yaratan Yüce Yaratıcıya şükretmek insanlar için bir borçtur.

            İnsanlar sağlıklı olmak, inanıp; iyi, güzel, faydalı ve kalıcı işler yapmak, gönül dostu olmak için, dünya ile uyumlu bir yaşam sürmek zorundadır. İnsanların bunun aksini yapması halinde kendi kendini yok etmesi demektir.

            Dünya insanı üzerinde yaşadığı dünyanın güzelliklerini ve tabiatı yok etme dürtüsünü yok etmedikçe; bugün içinde yaşadığı dramatik durumdan daha da kötü duruma gelecektir. İnsanın için oksijen almak yaşamaktır. Yaşamak için oksijene olan ihtiyacımız. Kirletilen havanın temizlenmesi için de yeşilliğe ve yeşil ağaçlara ihtiyacımız vardır.

 

DÜNYADAKİ AĞAÇLARI YOK ETMEK DÜNYA İNSANINI YOK ETMEK DEMEKTİR


DÜNYADAKİ AĞAÇLARI YOK ETMEK DÜNYA İNSANINI YOK ETMEK DEMEKTİR.

Değerli gönül dostları!

Öyle bir dünyada bedenleniyoruz ki, her şey bolluk, şifa, sevgi ve dostluk içinde yaşamamız için düzenlenmiştir. Ancak bu durumu kavrayamayan insanlar dünyadaki bolluğu yok etmek, dünyada şifa veren ağaçları, bitkileri yok ediyorlar.

Dünyada birbirini sevgiyle koçaklayan, sevgiyle besleyen, ne varsa hepisini insanlar yok ediyorlar.

Dünyada dostluğu, birliği beraberliği sağlayan ne varsa yok ediyorlar.

Dünyada bolluk, şifa sevgi ve dostluk içinde yaşamamız için yaratılan bu nimetleri yok etmek demek, insanların kendi kendini yok etmesi demektir.

Sevgili gönül dostları, insanın yaşamı için olmazsa olamazlardan olan hava ve içindeki oksijeni ağaçlar üretiyor. Suyu ağaçlar yağmuru çekerek bize temiz su gelmesine ve dünyanın yeşilinin çoğalmasına, yardımcı oluyorlar.

Biz insanlar ne yapıyoruz. Ağaçları kesip dünyayı talan ediyoruz. Biz insanlar için Yaradan'ın yarattığı yaşam sebeplerini yok ediyoruz. Yaşamın kaynaklarını kurutuyoruz. Bunun cezasız kalacağını mı sanıyorsunuz? İlahi adalet mutlaka tecelli edecektir.

Dünyadaki ağaçları yok etmekle, insanlar için gerekli olan oksijeni üreten bir kaynağı yok etmiş oluyor. Zira ağaçlar insanlarla solunum konusunda denge sistemine bağlıdırlar. "insanlar oksijen alır, karbondioksit verirler. Ağaçlar bunu dengelemek için, karbondioksit alır oksijen verirler." Bu solunum konusunda doğal denge yasasıdır.

İnsanlar içine oksijen alıp karbon dioksit vererek bedenlerindeki kanını temizlerler. Ağaçlarda karbon dioksit alarak bedenlerini kuvvetlendirirler.

İnsanlar tarafından ağaçların kesilmesi sonucu insanlar için üretilen oksijen üretilemez olur. Dikkatinizi çekmiştir herhalde; yağmur, ağaçlıklı yerlere yağar. Ağaçları kesersek insanlar için yaşamın ana kaynağı olan su da kesilir.

Anlayacağınız insanların düşünmeden yok ettikleri ağaçlar, insanların ve hayvanların yaşam kaynağıdırlar. Ağaçları kesmekle, insan yaşamı için gerekli olan oksijen ve suyun ana kaynaklarını yok etmiş oluyorlar.

Bizim yaşıtlarımız ilkokul kitaplarında "Yaş Kesen Baş Keser" şiirlerini okuyarak büyüdü. "Yaş Kesen Baş Keser" Deyimi ezberletilirdi ve kimse yaş ağaç kesmezdi. Kuruyan ağaçlar son baharda toplanarak ağaçların altı temizlenirdi. Ağaç kesmenin günah olduğu, ağaç kesmekle insan öldürmenin bir olduğu tembih edilirdi bizlere.

Şimdi bütün bunlar unutulmuş. Meyve veren ağaçlar, Bahçeler kesiliyor binalar dikiliyor. Farkında değiller; yaptıkları o lüks binaların dairelerinde, Ruhen Çürümüş Bedenen Hastalıklı yok olmaya giden kanserli insanlar yaşam savaşı veriyorlar.